“Çekinmekte haklılar. “

R : Ne zaman Tanıştınız? Bizlere aşkınızdan ve ilişkinizden bahseder misiniz?
Gizem : Senelerden yıllar önce, zamanlardan lise; bir arkadaşın doğum günü partisinde tanıştık. Bahsedemeyiz, anlatılmaz, yaşanıyor.
Gökhan : Liseden bir arkadaşın doğumgününde tanıştık, sene 1994 yok yalan söyledim 2002’ydi. Biz o zamanlar genciz tabi, benim saçım var öyle diyim. Liselerden 1-2 geçiş zamanı. Hey gidi. Özetle, seviyeli bir ilişki yaşıyoruz.

R : Evliliğinizin kaçıncı yılındasınız? Evlilik nasıl gidiyor?
Gizem : Yedinci yılındaymışız vallahi, iyi ki sordunuz. İyi, güzel, on numara.
Gökhan : Evleneli bi 10 sene oluyor nerdeyse (aslında 7). İşler yolunda bence. Henüz kimse kimseyi dövmedi.

R : Evde önemli kararları kim veriyor? Evin reisi kim?
Gizem : Önemli karar düşünemedim. Yeşil odada Gökhan, pembe odada ben, turuncu koltukta Ahmet.
Gökhan : Ben desem inanacak mısınız?

R : Ultimate frizbi sporuna ne zaman başladınız?
Gizem : Nezih’te frizbi satılmaya başladığı zaman.
Gökhan : 2010 yazı dolaylarındaydı, Caddebostan’da spora elverişli bir akşamdı. Vardık gittik o zamanın CBO’sunun yanına, niye geldiniz kimsiniz demediler aldılar.

R : Caddebostan olympics takımına ne zaman katıldınız o zaman takımda kimler vardı?
Gizem : CBO ile ilk tanışmamız sıcak bir mayıs 2010 akşamıydı galiba. Ahmet internetten araştırmış, bulmuş, elimizden tutup KAL’lı abilerimizin yanına götürmüştü bizi. Bir de Ken usta vardı, Gökhan kesin bahseder, ben fazla yazmayayım.
Gökhan : Ultimate’a (altımıt değil), CBO ile başladık. O takımdan aktif olarak oynayan kimse kalmadı, o da Ken şu an Amerika’da oynamıyorsa. Yıllar boyunca tam da emin olamadığım çeşitli sebeplerden takım bir süre sonra üstümüze kaldı.

R : Başladığınızdan bu güne takımda ve camiada neler değişti olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendir misiniz?
Gizem : Birileri gider, birileri gelir, değişim olur; ama hala antrenman sonrası bir bardak sıcak çay içiyoruz ya, işte o… çok olumlu.
Gökhan : CBO – biz 2010’da başladığımızda, o sırada takımda olan hiç kimse şu an takımda hatta yanılmıyorsam camiada değil. Darbe yaptık. 2010’dan bu yana gelen giden çok oldu ama kemik bir kadro var diyebilirim.
Camia – bir dönemin heyecanıyla kurulan derneğimiz ve bir türlü sonuçlanamayan federasyon çalışmaları var. Sanırım sabit bir hızda artmakta olan oyuncu sayısı var; beklerdim ki büyüdükçe büyüyelim eksponansiyel olarak oyuncu sayısı artsın ama öyle olmadı.



R : Neden frizbi? Neden bu kadar çok seviyorsunuz sizce?
Gizem : O gün Nezih’ten frizbi aldık diye herhalde. Beyzbol topu alsak oradan yürürdük belki de. Çay CBO’da içildiği için.
Gökhan : Çünkü oyunun ruhu. Diğer birçok spora, özellikle işin içinde çok para döndüğü için futbola bakacak olursak feyır pıley diplerde geziyor. Diğer sporlara geçtikçe bu azalıyor belki ama hiçbiri ‘oyunun ruhu’nu ön plana çıkarmıyordur.Asıl sebep Türkiye’de oyuncu sayısının çok az olması ve benim bile oynayabilmem 🙂

R : Hem evde hem de sporda birlikte olmak ilişkinizi zora sokuyor mu?
Gizem : Aynı sayıda oynamadığımız sürece sıkıntı yok.
Gökhan : (Geçici) Kaptan oldu ya biraz şımardı bu. Zaten evde üstüme üstüme geliyor, antrenmanlarda bu hakka kavuşunca hepten tozuttu.
Zorlaştırmasının aksine kolaylaştırıyor diyebilirim. Haftaiçi antrenmanı haftasonu maçı olsun beraber zaman geçirebiliyoruz. Aksi olsa ister istemez daha az görüşür olurduk.
R : Spor yüzünden aranızda hiç gerginlik yaşıyor musunuz?
Gizem : Yaşıyoruz, yaşıyoruz da, hangi spor yüzünden bir de onu sor.
Gökhan : Kaptan oldu biraz şımardı demiş miydim? Anlaşamadığımız zaman gerginlik oluyor elbet ama henüz kimse kimseyi dövmedi.

R : Hiç unutamadığınız maç var mı, ne oldu o maç ve turnuvada?
Gizem : Ayy, bilemedim ki! Her maç, her turnuva ayrı olaylar olaylar! İlla seçmem gerekirse, oynadığım en keyifli maç Çeşme plaj turnuvası final maçıydı sanırım, kumda oynamayı seviyorum biraz ben; en iyi turnuva da 2014 ODTÜ Turnuvası, şampiyon olduk diye midir nedir!
Gökhan : Bostancı’da çayla biten hiçbir maçı unutmuyorum. Bir de kenardan izlediğim ve son sayıda kaybettiğimiz maçları unutamıyorum. Ben olsam kaybetmezdik gibi geliyor (sanki süpermenim a…m…k)

R : Hangi pozisyonda oynamayı daha çok seviyorsunuz?
Gizem : Defans. şaka şaka. Koşu tabii ki de.
Gökhan : Ahlaksız şeyler yazardım da genç oyuncular var.
Tutucu, çünkü koşucu olduğum zaman koştuğum yerleri kimse beğenmiyor.

R : En iyi kadın oyuncunun kocası olmak seni gururlandırıyor mu?
Gizem : Gökhan, tuzak soru, cevaplama.
Gökhan : Of kors. Bi dakka. İkinci değil mi şu an? Neslihan’ın ayağını kaydırmam lazım. Psikolojik olarak yıprattım son darbeyi vuracağım.
Şaka bir yana inan seviniyorum onun adına ama daha iyiye gitmek için yurtdışı turnuvalar dışında pek bir fiziksel aktivitesinin ol(a)mamasına üzülüyorum. Bu kız ODTÜ’de olsa var yaaaaa..

R : En iyi kadın oyuncunun kocasının karısı olmak nasıl bir duygu?
Gizem : En iyi kadın oyuncumuz evlendiğinde ona sorarsınız 🙂
Gökhan : Çok komik..

R : Gizem camiada sevilen ama aynı zamanda insanların çekindiği bir insan bu konuda ne düşünüyorsun?
Gizem : Kim çekiniyormuş bakiim, çıksın karşıma.
Gökhan : Çekinmekte haklılar.

R : Gökhan gerek espirileriyle, gerekse yüksek spiritiyle camianın sevilen insanlarından bu konuda ne düşünüyosun?
Gizem : Aferin len Gizem diye düşünüyorum, iyi kapmışın adamı ta yıllar önce diyorum, bu devirde böylesini bulmak zor…
Gökhan : …